Nasıl olduysa, o herkesin duyunca tahtaya vurduğu, kimsenin kendi ve evlatlarının başına gelmesini istemediği şeyler oldu. Mahvoldu..
Bilir misin? Bir zamanlar o da senin gibiydi. Onun da doğumunu müjdelediklerinde gözleri sevinçten pırıl pırıl olan bir annesi babası vardı. Belki ağladılar sevinçten.
Bazen sabah bazen de akşam, günün bir çok anında o yol kenarlarında, bazen de bir bankın üzerinde uyurken gördüğün, bazen bir şeyler dilenirken, bazen de başı aşağıda amaçsızca yürürken gördüğün, zaman zaman acıdığın, bazen de tiksindiğin.. Resmiyette “evsiz” olarak adlandırılmış, kanıksanmış ve artık gördüğünde sana fazla bir şeyler hissettirmeyen o zavallı için sana bir şeyler anlatayım mı ey kardeşim?
Eğer vicdanın varsa biraz dinlemeye çalış, anlamaya çalış. Sayfanın kapağından etkilenip buraya kadar geldiysen eğer umuyorum ki, boşuna anlatmıyorum bunları. Haydi kurtul o vicdanını örten, artık bir şeyler hissetmene engel olan o günlük dünya hayatının perdelerinden. Onları biraz arala ki, biraz ışık girsin kalp pencerenden içeriye.
Bilir misin? Bir zamanlar o da senin gibiydi. Onun da doğumunu müjdelediklerinde gözleri sevinçten pırıl pırıl olan bir annesi babası vardı. Belki ağladılar sevinçten. Tıpkı seninkiler gibi. Sonra o, dualarla büyüdü, dişi çıkarken, ateşi varken, annesi bir gecede defalarca yataktan fırlayıp başında uykusuz kalıp bekledi. Birilerinin canıydı her şeyiydi.
İlk diplomasını eve götürmek için sabredemedi. İlk maaşını heyecanla harcadı. Bir yuva kurdu zamanı gelince. Hayat onun için de başlamıştı artık. Sonra ne olduysa, neler olduysa, o herkesin duyunca tahtaya vurduğu, kimsenin kendi ve evlatlarının başına gelmesini istemediği şeyler oldu. Mahvoldu.. Bugün onu gördüğün hale geldi işte bir şekilde.
İnsan alışır.. Hemen alışır. Zorluğa da, kolaylığa da. Bir düşünürün dediği gibi, su gibidir insanoğlu. Bulunduğu kabın şeklini alır hemencecik. Ama sanırım ebeveyn olduğum için olsa gerek, evsiz bir kadın görmeye alışamadım bir türlü. Onun yeri orası, gece yanından geçen arabaların gürültüsünü ve duyduğu ayak seslerinin korkusunu yaşadığı soğuk kaldırım olmamalıydı. O, okula gitmeye hazırlanan sevimli çocuklarına sandviç hazırlamalıydı. Bir işyerinde faydalı olmalıydı. Yük olmamalıydı.. İşini görmeliydi birilerinin. Böylesi hem onun için hem de toplum ve dünya için çok daha iyi olurdu.
Fark ettim ki, aralarında öğretmenlik ve sağlık görevliliği yapmış değerli insanlar da var. Hepsi bir okyanus, hepsi bir kitap. Farklı hikayeler, aynı sonlar. Genç yaşlarında bir anne adayını gördüm aralarında bir gün. Evlat yetiştirmiş her anne ve babanın, o kadının kısa bir süre sonra neler yaşayacağını tahmin etmesi zor değil. İşte gerçek bir travma. Elbette vicdanı olan için.
“Yapılabilecek bir şeyler her zaman vardır” motivasyonu ile bulmak gerekli o yapılabilecek şeyleri kendi çapımızda. Aslında hem yapılacak, hem de yapılmayacak şeyler var bu konu hakkında.
Nasıl olduysa oldu. İster onların hatası de, ister kader de, karma de ne dersen de. Oldu bir kere. Vicdan.. Nasıl bir kavram, nasıl bir kelime böyle? Ne kadar da pahalı bir cevher o öyle.. Parayla satın alınamayan, sonradan edinilemeyen, miras bırakılamayan.. Doğuştan Yaratıcı tarafından seçilip kalbe konulan bir cevher. İşte bu cevherle dünya dönüyor ve yarınlar oluyor. İyilikler oluyor, yüzler gülüyor. Başka neyle olacaktı ki? Para ile mi, hırs ile mi, kıskançlık gibi beşeri çirkin sıfatlarla mı? Hiç zannetmiyorum.. Hiç..
“Yapılabilecek bir şeyler her zaman vardır” motivasyonu ile bulmak gerekli o yapılabilecek şeyleri kendi çapımızda. Aslında hem yapılacak, hem de yapılmayacak şeyler var bu konu hakkında. Örneğin, onların bu acınası hallerini görünce aşağılamaya, suçlamaya ve hoş olmayan şeyler yapmaya kalkışan, oturduğu kafede kurabiyesiyle kahvesini yudumlarken sırf göz zevkini bozuyor diye işletme sahibine şikayet eden veya polis çağıran birileri varsa yakın çevrenizde eğer, arkadaşlık etmeyin onlarla artık. İşte bu yapılmayacak olan bir şey. Uzak durun ondan. Çünkü kötü huyları size de geçer. Bugün onu şikayet eden, yarın sizi aynı durumda görse aynı şeyi yapacağından hiç şüpheniz olmasın. Bunu zevkle yapacaktır.
Dedik ya vicdan işte.. Baba ve annesinde yoktu ki ona miras kalsın. Bir yerlerde yüzde 20 indirimle satılmıyor ki satın alsın. Ama sende varsa o vicdan, o evsizi yargılama. Eğer gerçekten bize bakan merhametli bir yaratıcı olduğuna inandıysan, bunu yapma. Onu sakın aşağılama, hor görme. Unutma, kul hata da yapsa takdir etmek yaratıcının işidir. Etrafında nice hata içinde yüzen insan görüyorsun. Hangi biri evsiz? Hangisinin cezası hemen veriliyor? Kendine bir bak önce. Ya bunu o yaratıcı vicdanlılarla acımasızları birbirilerinden ayırmak için yaptıysa?
Yapabileceğin bir şeyler varsa yap.. Rengine, cinsiyetine, dinine ve görüntüsüne bakmadan yap. Sırf yaratıcı için yap. Yediğini bölüş, gücün varsa bir tane de ona al her ne yiyorsan. Birkaç kuruş cebine bırakıver. Düşünmeden hem de bu parayla ne yapacağını. Sen ver, sadece ver. Hem de bunu ulu bir kişinin dediği gibi ver, “İyilik yaparken öyle bir ver ki, sağ elinle veriyorsan, sol elin görmesin” işte böyle tevazu ile ver. Reklamsız, duyurmadan, utandırmadan ver.
Allah şöyle buyuruyor: “Beni arayana söyle, ben fakirlerin ve kalbi kırıkların yanındayım”.
Hiçbir şey veremiyorsan bir gülümseme ver. Bir şeyler söyleyebilecek kadar yaklaşabildiysen eğer, her şeyin düzeleceğini söyle. Onu yaratanın ondan haberdar olduğunu söyle. Ona çok yakın olduğunu, her kışın bir baharının olduğunu söyle. O’na Temiz Meryem’in biricik evladı İsa’nın “Dünyada sıkıntınız olacak. Ama cesur olun; ben dünyayı yendim”. Musa’nın “Güçlü ve cesur olun.. Çünkü Tanrınız Rab sizinle beraberdir”. Muhammed’in “Allah kuluna yeter. Kim ona yönelirse Allah ona yeter” sözlerini söyleyin. Onun duasını almaya bak çünkü kutsal bir anlatıda Allah şöyle buyuruyor: “Beni arayana söyle, ben fakirlerin ve kalbi kırıkların yanındayım”. İşte onu Allah’a yaklaşmak için bir sebep olarak gör. Başka nerede yaklaşacaksın ki? Biliyorsan sen söyle. Ama ona iyi davran ve unutma.. Eğer annesi onu böyle görseydi çok ağlardı. Hem de çok.


