Anlam Arayışı

Koşulsuz kabul görme

Koşulsuz kabul görme konusu için yapay zeka ile oluşturduğum resim.
Written by admin

“Koşulsuz kabul” cümlesini duyduğumda aklıma cennet hayatı gelir. Bu, imkânsız ve ütopik bir beklentidir. Allah ve O’nun peygamberleri bile insanlık tarafından koşulsuz kabul görmemişken, bu nasıl bir beklentidir?

Aklıma iki tür koşulsuz kabul geliyor. Birincisi, kişinin cinsiyeti, ırkı, inancı, engeli veya dış görünüşü gibi etkenlere bakılmaksızın koşulsuz kabul edilme beklentisidir ki bu son derece haklı bir beklentidir ve zaten böyle olmalıdır. Bir insanın görünüşü, hali veya seçimleri bir başkasını ne ilgilendirir? Diğeri ise doğrudan insanın egosuyla (nefsiyle) ilgili olan ve “gerçekleşmesi imkânsız” olan beklentidir. Bir insan neden söylediği ve yaptığı her şeyin koşulsuz kabul edilmesini bekler ki?

Bir insanın söylediği ve yaptığı her şeyin koşulsuz kabul edilmesi için, her bir eyleminin ve sözünün tamamen doğru olması gerekirdi. Oysa doğruluk kavramı göreceli olduğundan, yine de herkes tarafından koşulsuz kabul görmezdi. Allah peygamberlerini sadece herkes onları kabul etsin diye mi gönderdi? Bu anlamda, bir insanın her alanda koşulsuz kabul görme beklentisi, kibir ve gururun en üst seviyesinde görülen şeyler arasındadır. Sözleri ve eylemleri ne olursa olsun herkes koşulsuz kabul etsin diye kendilerinde nasıl bir olgunluk ya da ermişlik buldular? Ya bir gün Tanrı olduklarını iddia ederlerse?

Ne yazık ki “koşulsuz kabul” konusu insanlığın bedenindeki en derin yaralardan biridir. Koşul nedir ki zaten? Neden vardır? Neden bir şey istendiğinde insanlar önce onun erkek mi kadın mı olduğuna bakar? Neden biri bir tavsiye verdiğinde insanlar önce ne kadar parası olduğunu merak eder? Oysa hakikat hakikattir. Kimin söylediğinin ne önemi var? Bir iş ilanında deneyimi bir koşul olarak sunabilirsiniz ve bu anlayışla karşılanır. Ama hepsi bu kadar. Biraz can acıtıcı olacak ama söylenmeli: Hayatın her yerinde koşullar vardır.

Eve para getirmeyen bir babanın bir süre sonra nasıl bir muamele göreceğini aşağı yukarı tahmin edebilirsiniz. Hani “iyi günde ve kötü günde”ydi? O kötü günler biraz uzasın da görün bakalım ne oluyor. Yıllarca işini büyütmesine yardım etmek için emek verdiğiniz patronunuzun, hastalığınız biraz uzun sürdüğünde tavrının nasıl değiştiğini görün. Zaten yerinize birini aradıklarını bir çalışma arkadaşınızdan öğrenirsiniz. Buna benzer binlerce örnek verilebilir.

Koşullar her zaman mevcuttur. Eve düzenli para getirmek iyi bir baba olmanın koşuludur. Mümkün olduğunca az hastalanmak ve hastalandığında hızlıca iyileşmek iyi bir çalışan olmanın koşuludur. Bu durum her koşulda herkes için geçerlidir çünkü bu dünya çıkar üzerine kurulmuştur.

Yine de sizi koşulsuz kabul edecek Birini tanıyorum. Gerçekten!.. Tabi ki O, sizi yokluktan var eden, her gün işlediğimiz hatalara ve nankörlüklere rağmen bize her sabah taze bir fırsat sunan, yaptığımız azıcık iyiliğe bolca bağışlama bahşeden ve bunca yanlışınıza karşı derin bir affedicilikle duran Allah’tan başkası değildir.

“Herkes seni kendisi için ister, O ise seni senin için ister.” — Abdülkâdir Geylânî

“Gel.. Ne olursan ol, yine gel.” — Mevlânâ

İnsanoğlu kendi Yaratıcısından bile hoşnut değilken, senden hoşnut olacağını mı sanıyorsun? Şunu anla: Ne çocuğun, ne eşin, ne dostların, ne de bir başkası.. Hiç kimse seni koşulsuz sevmeyecek. Sadece senden almak istediklerini onlara verdiğin sürece yanında duracaklar. Her zaman böyleydi ama sen görmemeyi seçtin.

“Tanrı insanı bir şey başardığı için değil, sadece var olduğu için sever. Ruhun Tanrı katında kabul görmesi için bir şey ‘yapmasına’ gerek yoktur; sadece durması ve kabul edildiğini fark etmesi yeterlidir.” — Meister Eckhart (Alman Mistik)

“Bütün mirası harcayan, günah işleyen ve mahvolan oğul eve döndüğünde, baba hiçbir hesap sormadan, ceza vermeden ya da koşul koşmadan onu kucakladı ve onun için bir ziyafet verdi.” — (Luka 15)

Seni koşulsuz kabulle kucaklayacak tek bir yer var evladım! Artık boşuna arama. Kalbinin yüzünü O’na dön ve huzur bul.

About the author

admin

Bana göre dinler ve felsefeler, insanlığı İlahi olana yönlendiren birer araçtır. İbrahimî geleneklerden seküler düşünceye kadar, hakikati nerede olursa olsun ararım; fikirleri, onları benimseyenlerin kusurlarına bakarak yargılamam. Doğru olanı alır, gerisini bırakırım.

Odak noktam dogmalar değil, insanın varoluşsal durumu ve anlam arayışıdır. Körlemesine bir kesinliktense samimi bir sorgulamaya değer veririm; tartışmaları kazanmak için değil, okurlarımla birlikte varoluşun ve Yaratıcı'nın derin gizemini keşfetmek için yazarım.

Leave a Comment