Anlam Arayışı

Kendini ait hissetmemek

Kişinin kendisini hiçbir yere ait hissetmemesi hakkında bir ai çalışması.
Written by admin

Kendini hiçbir yere ait hissetmiyorsan, hiçbir yeri kendine uygun bulmuyorsun demektir. Asıl sorulması gereken, arayışın sonlanıp sonlanmadığıdır. Hiçbir yere ait olmadığını düşünüyorsan yanılıyorsun çünkü, ait olmayanlar ailesine aitsin artık.

Aidiyet hissetmediğini söyleyen birine şu soruların sorulması gerekir; belirli bir şeye karşı mı yoksa hiçbir şeye karşı mı bu aidiyetsizlik hissin? Ayrıca arayışın devam ediyor mu?.. “Ait hissetmemek” cümlesinde birden fazla anlam var. Herhangi bir kişiyi, topluluğu, fikri veya bir yeri ait olmaya değer görmediği için aidiyet hissetmiyorsa ve arayışı devam ediyorsa kişinin, ortada bir “yerini bulamama” vakası vardır.

Kendisine faydalı olacak veya kendisinin faydalı olacağına inandığı bir topluluğa dahil olduğunda büyük ihtimalle bu sancı geçecektir. Elbette kişinin bu durumdan şikayetçi olup olmadığı önemlidir. Fakat, “nereye bakarsam bakayım, hiçbir din, hiçbir anlayış, hiçbir topluluk, hatta ailem bile.. Hiçbirine ait görmüyorum kendimi” diyorsa ve arayışını sonlandırdıysa eğer, durum başkadır. O, aslında hiçbir yere ait olmayanlar, hiçbir şeye karşı aidiyet hissetmeyenler ailesinin bir üyesidir. Bir yere aittir de o bunu bilmez henüz. Belki de bilir.

İki durum çok farklıdır. Biri aidiyet açlığının bastırmasıyla ait olunacak bir şeyler ararken, diğeri her şeyi sorgulamış, yabancısı da olsa o şeyin daha başındayken sonunu görmüş ve uzaklaşarak konuyu kapatmış, tüm tesellileri terk etmiş ve kendisine çekilmiştir. Bunu elbette keyif aldığı için yapmadı. O sadece herkesten farklı olarak, eline geçen ucuz oyuncaklarla mutlu olmadı. Küçük tesellilerle günü mutlu kapatmadı.

Çevresindekilere, kalabalıklara, gurup ve topluluklara, fikirlere ve fikirlerin öncülerine bakınca “bu böyle olmamalı” dedi, sırtını dönerek uzaklaştı. Her seferinde bu böyle oldu. Yıllarca, bir ömür boyunca. İşte dostum, aklının hakkını verenlerin başına gelen budur! İşte bu bilmenin lanetidir. Sen misin yapay tanrılarla mutlu olmayı beceremeyen? Gör gününü şimdi.. Aklını memnun edemeyen kalbini mutlu edemez. Sana yok artık mutluluk! Anladın mı şimdi cahillik neden mutlulukmuş?

Ama bu kadar da kötü değil.. Hatta belki inanmayacaksın, bu muhteşem bir şey. Bu, yaşlı sufilerin uğruna yıllarını çilehanelerde tükettikleri hal işte. Asyalı rahiplerin senelerce dilenerek elde ettikleri şey. Her dinde Yaratıcı’ya yaklaşmak için taliplerin uğruna yüzbinlerce kez yaptıkları ibadetin, milyonlarca zikrin karşılığı. Hiçbir şeye karşı aidiyet hissetmemek, hiçbir şeyi beğenmemek demektir. Beğenseydin orda olurdun, onun bir parçası olmuştun zaten çoktan. Elin bağlıyken bir yerlere, nasıl havalanacaksın ki yukarıya doğru?

Ben sana neden hiçbir şeye aidiyet hissetmediğini söyleyeyim; gördüğün her şey, insanların kendisine karşı aidiyet hissettiği her şey yani, senin akıl kabını dolduramadı da o yüzden işte. Sen onları kavradın, kabına aldın da, onlar sana bir türlü yetmedi. Ah senin şu doymak bilmeyen aklın.. Hep onun yüzünden oluyor bunlar. Ama bu ne senin suçun, ne de aklının. Yaratıcı aklını açgözlü, kabını da büyük yarattıysa kim ne yapsın?

Tek çaresi var kardeşim.. Al kabını da aklını da okyanusa gidin beraber. Kabını doldurup taşıracak sadece O’dur. O hiçbir zaman ele geçmeyecek. O asla kavranamayacak. Kabın O’nun için hep küçük kalacak ta kabının büyümesi için yalvaracaksın. Kabın çamurdan yapıldı ıslanınca yumuşar, yumuşayınca tekrar şekil alır lazımsa büyütülür merak etme. Hangi dinden olursan ol, hatta dinsiz ol, O seni bekliyor. Kabını büyük, aklını aç yaratan, vereceğini önceden hazırlamıştır.

About the author

admin

Bana göre dinler ve felsefeler, insanlığı İlahi olana yönlendiren birer araçtır. İbrahimî geleneklerden seküler düşünceye kadar, hakikati nerede olursa olsun ararım; fikirleri, onları benimseyenlerin kusurlarına bakarak yargılamam. Doğru olanı alır, gerisini bırakırım.

Odak noktam dogmalar değil, insanın varoluşsal durumu ve anlam arayışıdır. Körlemesine bir kesinliktense samimi bir sorgulamaya değer veririm; tartışmaları kazanmak için değil, okurlarımla birlikte varoluşun ve Yaratıcı'nın derin gizemini keşfetmek için yazarım.

Leave a Comment