Evet, gerçek bilgi duyulardan değil, mantıktan gelir. Platon doğru söylemiştir. Peki neden? Dikkat ederseniz, “gerçek bilgi” kavramını kullanmıştır Platon, tek başına “bilgi“ değil.. Ortada tek başına çıplak bilgi değil, sonradan “gerçeklik” sıfatının takıldığı bir bilgiden söz etmiştir. Duyular anlamlandıramaz, sadece yaşar. Yaşananlara isim vermek aklın mahsulü olan fikir ve mantığın işidir. Duyular eylemin veya olguların içeriğini özümserken, mantık olup bitenin adını koyar. Birçok ihtimal ve denemeden sonra nihayet “gerçek” sıfatını almıştır. Gerçek, göreceli bir kavram olsa da, kişiye göre en faydalı olduğu için bu hüküm verilmiştir. Yoksa iş duyguya kalsaydı, insanlık zor gelirdi bugünlere kadar.
Lezzetli ama zararlı bir şey duyularla istenirken, mantık engel olur eyleme geçmesine. Engel olamıyorsa, ortada bir duyuların mantığı yenmesi durumu vardır. Ama yine de gerçek bilginin mantıktan geldiği gerçeğini değiştirmez. Egonun devreye girerek mantığı ötelemesi mantığın suçu değil, bir seçimdir. Duyular lezzeti almaya devam ederken, mantık itiraz etmeye devam eder yaratılışı gereği.
Demek ki, duyuların talebiyle bir şey denenmiş fakat mantığın kararıyla “zararlı” olarak etiketlenmiştir. Yani duyuyla denenir, mantıkla hüküm verilir. Bu yüzden gerçek bilgiye bu ismi veren duyu değil mantıktır. Zaten bu yüzden kafamız vücudumuzun en üstünde yer almaz mı?
Yağmur taşıyan siyah bulutlardan beklenti su değil, meyvedir. Mantık, meyve için suyun gerekliliğini bir gerçek olarak tanımlarken, duyular hem yağmurun, hem de meyvenin tadına varır. Peki bir bilginin gerçek olup olmadığının hükmü verilirken hiç mi etkisi yoktur duyuların? Kişinin bir bilgiyi gerçek bilgi olarak tanımlaması, karşılaştırma yapabildiği veya yapamadığı 2 durumda gerçekleşebilir. Mantık karşılaştırma yapabiliyorsa kendi bildiğini yaparken, yapamadığı durumda duyularının fikrini alır.
Duyuların mantık olmadan tek başına hakim olacağı tek yer, Nefsini terk ettikten sonra nihayette varacağı Tanrı’nın kapısının eşiğinden içeriye girdiği yerdir. Buraya kadar gerekli olan mantık, gereksizdir buradan sonra. Mantık, bir mekana girerken vestiyere bırakılan manto gibidir artık. Olup biteni hiçbir şekilde tanımlayamaz, buradan sonrası duyuların işidir ve duyular bunun için vardır. Okyanusa düşen bir damlaya kim olduğunu sorsalar “ben okyanusum” cevabını verir. Aşk işte.. Aşkta mantık ne arasın? Mecnuna demişler ki: “senin Leyla dediğin hanım o kadar da güzel değil ne bu halin?” demiş ki: “Ah, siz bir de onu benim gözümden görseniz!”.
İşte mantık ve gerçek bilgi ilişkisi böyledir bana göre.. Konuyu inançlara getirmek istemedim ama kaçınılmaz olarak buraya geldi. Yaratıcı’dan başka her şeyin bir sonunun olduğunu düşündüğüm için olsa gerek, Platon’un bu tezine bu perspektiften bakmak istedim sadece. Farklı veya aynı düşünen arkadaşlarımın değerli fikirlerini duymaktan çok memnun olurum.


